3.Hz. Kâsım bin Muhammed (r.a.)

Tâbiînin büyüklerinden. Medîne-i münevveredeki yedi büyük âlimden biri. Adı, Kâsım bin Muhammed bin Ebû Bekr-i Sıddîk et-Teymî’dir. Babası Muhammed, Hz. Ebû Bekir (r.a.)’in oğludur. Annesi Sevde, son Sâsânî hükümdârı Yezdücürd’ün kızı olduğundan, İmâm-ı Zeynelâbidîn ile teyze çocuklarıdır. Hz. Osmân’ın hilâfeti zamânında 651 (H. 31) yılında doğdu. Babası Mısır’da şehid edilip küçük yaşta yetim kalınca, halası ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in mübârek hanımı Hz. Âişe (r.anha)’nın yanında büyüdü. 719 (H. 101) veya 725 yılında Mekke ile Medîne arasında Kudeyd’de Kâbe’yi ziyâret için giderken vefât etti.
Kâsım bin Muhammed (r.a.), Selmân-ı Fârisî (r.a.)’in sohbetlerinde bulunarak yetişip bir rûh mütehassısı olmuştu. Tasavvuf ilminde, verâ ve takvâda yâni Allâhü Te‘âlânın harâm ettiklerinden sakınıp kaçınmada eşi yoktu. Silsile-i âliyye büyüklerinden dördüncüsü olan İmâm-ı Ca’fer-i Sâdık da ounun sohbetinden feyz aldı.
Medîne’de yetişen ve kendilerine fukahâ-i seb’a adı verilen yedi büyük âlimden birisiydi. Allâh ve Resûlü (s.a.v.) adına konuşmanın ve dînî meselelerde fetvâ vermenin mesûliyetini en iyi şekilde idrâk edenlerdendi. Abdurrahmân b. Ebî Zenâd: “Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünnetini Kâsım bin Muhammed’den daha iyi bilen birisini görmedim.” diyor.
Kâsım bin Muhammed (k.s.), çok mütevâzî, alçak gönüllüydü. Bir gün köylünün birisi Ona; “Sen mi daha çok biliyorsun, Sâlim bin Abdullah mı?” diye sordu. Cevâb olarak; “Burası Sâlim’in evidir.” deyip başka söz söylemedi. Muhammed bin İshak da onun için; “O benden daha iyi bilir, deyip, yalan söylemeyi veyâhut ben ondan daha iyi bilirim, diyerek kendisini üstün göstermeyi istemedi.” dedi.
Hâlbuki Kâsım bin Muhammed, her ikisinden de âlimdi. Ebû Eyyûb Sahtiyânî; “Ondan daha faziletli bir kimse görmedim.” derken, İmâm-ı Buhârî de; “Zamânının en fazîletlisiydi.” demiştir.
(Yeni Rehber Ansiklopedisi, 11.c., 240.s.)




