Esad Erbili Hayatı

Mubarek Ömürlerinin Son Yılları

SONDA İLE YAŞAMALARI

Hazret-i Mahmûd Sâmî (k.s.), 1976’dan beri sonda ile yaşıyorlardı. Türkiye’de kaliteli sonda bulamadığımız için Hazret’in kullandığı sondayı her gün değiştirmek gerekiyordu. Ama Medine’ye hicretten sonra Amerika’dan kaliteli sonda getirttik. Bu kaliteli sondayı, 3 ayda bir değiştirmek yetiyordu.

Beyin cerrâhisinde uzmanlık yaparken Dr. Yusuf Akkaya sonda ile alakalı “Çapada kulak burun boğaz, bevliye ve beyin cerrahisi yan yana idi. Bevliye bölümünden sonda değiştirilirken yan taraftaki bağırmaları duyardık” diyordu.

Demek ki sonda değiştirmek o kadar acı veren bir iş imiş. Hazret-i Mahmûd Sâmî (k.s.)’a her gün hem de o zamanlarda hiç tecrübesi olmayan Dr. Âbid Özmen, sondasını takıp çıkartıyordu. Hazret’in sabr ve tahammülü ne seviyede idi ki Hazret, hiç sesini çıkarmıyordu.

Medine’de Hazret-i Mahmûd Sâmî (k.s.)’un Ehlullahtandır dediği Pakistanlı Ziyâeddin Efendi vardı. Ziyâeddin Efendi’nin sondaya ihtiyacı olduğunda Dr. Âbid Özmen takmak üzere gitti.

O bile sondanın acısında bağırıyordu. Tabi hâşâ bu Zât’ı muâhaze etmek, makâmını tenkîs için söylemiyorum. Hazret’in sabrının derecesini beyan için söylüyorum. Hazret-i Mahmûd Sâmî (k.s.)’un sonda takılırken ne en ufak bir bağırması olurdu ne de yüzünde en ufak bir ekşime alâmeti olurdu. Tam sekiz sene sonda ile yaşamış oldu.

Allah öbür tarafta hepimizi beraber eylesin. İşte Hazret’in sabır ve tahammülleri…

SON ZİYÂRET

Hz. Sâmî (k.s.) Efendimiz: “Musâfaha için kıyam lâzımdır” buyururlar ve herkes ile tek tek ayağa kalkarak el sıkışırlardı. Kendileri sekiz sene sonda ile yaşadılar. O ızdırâblı hallerinde bile musâfaha için ayağa kalkarlardı. Kendilerine: “Efendim müsâadenizle ihvan gelip sadece selam verseler, elinizi sıkmasalar, o zaman olur mu” dediğimizde bu teklifi kabûl etmişlerdi. Bunun üzerine ihvana teker teker “Huzûra girip sadece selam vereceksiniz, eline uzanmayacaksınız. Uzanırsanız ayağa kalkmaya çalışıyor, kalkacak hâli de yok” diyerek tembih ettik. Bundan sonra ihvan da sadece selam vererek ziyaret etti.

En son ziyaret 1983 yılında oldu. “Beraber hacca gidiyorduk kendilerine ihvanın ziyaret etmek istediğini söyleyince “ziyaret hacdan döndükten sonra olsun” buyurdular. Hac sonrası ihvanı beraberce ziyarete götürdük. İhvan sadece selam vererek teker teker ziyaret etti. Fakir, Rahmetli Atasayar amca ve birkaç arkadaşla beraber içeride duruyoruz. Hz. Sâmî (k.s.) kendilerine ziyarete her gelene: “Cinnîler de karışıyor araya, cinnîler de karışıyor araya” diyordu.

SON DÜNYÂ KELAMLARI

Musa Bey ile ziyâretlerine gittiğimizde misafir odasına kabul edildik. Ömer Kirazoğlu beyi çağırdı, O da Hazretin yayına girdi. Ömer Bey, Efendi hazretlerine Musa Beyin ve Fakir’in ziyârete geldiğini söylemiş, arz etmiş. “Buyursun” diye izin çıkınca, Ömer Kirazoğlu tekrar “Efendim Ömer Öztürk de yanında” deyince: Mahmûd Sâmî (k.s.) Efendimiz “O da buyursun. Ömer Öztürk ihvana kılavuzdur. Musa beye de kılavuz olsun.” diye buyurmuşlar.

Huzura kabul olunduğumuzda Ömer Kirazoğlu abi, “Musa bey geldi” diye takdim etti. Sonra sıra Fakir’e geldiğinde Ömer Kirazoğlu abi, “Kılavuz geldi, Ömer Öztürk geldi, Musa beye ve ihvana kılavuz olsun buyurmuştunuz, işte kılavuz geldi” dedi. Fakir o zaman ellerini öpüyor idim. Hazret “Elhamdülillah, elhamdülillah, elhamdülillah” buyurdular. Mübârek ellerini öptükten sonra, Fakir’in sadrına mübârek ellerini uzatıp: “Selâmün aleyküm dıbtüm fedhulûhâ hâlidîn. – Allâh’ın selâmı sizin üzerinize olsun, ne güzel kulluk yaptınız şimdi ebediyen cennetime giriniz.” (Zümer s. 73) buyurdular. Bu da kendisinin 20 Ocak 1984 tarihli dünya kelamı olarak son konuşmalarıdır. 12 Şubat’ta da irtihâl etmişlerdir.

Orada Ömer Kirazoğlu abi diyor ki, “Ömerciğim, not et bak, babam çok enteresan şeyler söylüyor, bak bunlar tebşiratlar, çok büyük tebşiratlar” diyordu.

Konyalı Hattat Hüseyin Efendi, hatırşinas bir insan demek ki, Hazretin en son dünya kelamının bu Âyet-i Kerîme olduğunu öğrenince, onu bir hat hâlinde yazmış, hediye olarak göndermiş. O hat halen bizim Medine’deki evin kapısında asılı duruyor.

1979 yılında İstanbul’dan Medine-i Münevvere’ye hicret ederek, 12 Şubat 1984 tarihinde dâr-ı bekâya irtihâl eylemişlerdir. Cennetü’l-Bakîa’da, Ebû Sa‘îd el-Hudrî ve Fâtıma binti Esed (r.anhümâ)’nın yanında medfûndurlar.

Ve nefe‘ana’llâhü te‘âlâ bi şefâatihi, Allâh (c.c.) cümlemizi O’nun muhabbetini hakkı ile yaşayıp öylece haşrolanlardan eylesin (Âmîn). Bi hurmeti seyyidi’l- enbiyâ-i ve’l- mürselîn salla’llâhu Te‘âlâ ‘aleyhi vesellem.

Hz. Mahmud Sami Ramazanoğlu Hayatı

Kaynak: Ma‘nevî Evlâdı Ömer Muhammed Öztürk’ün Sohbetleri

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu