Tarîkattaki Tecdidi

Hazret-i Mahmûd Sâmî Efendi kuddise sırruh, on dördüncü hicrî asırda Nakşibendiyye yolunda müceddidlik vazifesini îfâ etmiştir. Nitekim tarîkat büyükleri arasında, her devirde usûl ve âdâbı zamanın şartlarına göre yeniden ihyâ ve tanzim eden zâtlar gelmiştir. Hazret-i Sâmî’nin bu husustaki hizmeti de yalnız sözde değil, bizzat tatbikatında açıkça görülmektedir.
Meselâ Nakşibendiyye evrâdında daha önce istiğfâr, Kelime-i Tevhîd ve Salavât-ı Şerîfe yirmi beşer defa okunurken, Hazret-i Sâmî (k.s.) bunları yüz on bire çıkarmışlardır. Yine önceki tatbikatta tek nefeste yirmi bir defa Lafza-i Celâl zikredilirken, bunu on beşe indirmişlerdir. Günlük zikir miktarı da eskiden beş bin civarında iken, üç bine düşürmüşlerdir. Yine Sâmi (k.s.) Efendimiz, tefekkür-i mevtin 3 ila 5 dakîka civârı olacağını söylerlerdi. Bütün bunlar, Hazret-i Sâmî Efendi’nin bizzat tatbik ettiği ve ihvânına da tavsiye buyurduğu hususlardır.
Fakîr, bir gün kendilerine, teheccüd namazını ihvâna tarif ederken iki rekâttan on iki rekâta kadar kılınabileceği şeklinde söylediğimi beyân etmiştim. Hazret bunun üzerine: — “İki rekât az olmaz mı?” buyurdular.
Bu ifadeleriyle, teheccüde en az dört rekâtla başlanmasını murad buyurmuşlardır.
Şüphesiz bu uygulamalar, sünnet-i seniyyede bildirilen ölçüleri değiştirmek veya sınırlandırmak maksadıyla değildir. Bilakis, Nakşibendiyye yolunda müceddidlik vazifesini îfâ eden bir mürşid-i kâmil olarak, usûl ve evrâdı zamanın şartlarını ve müridlerin hâlini gözeterek yeniden tanzim etmelerinin bir tezahürüdür. Bu değişiklikler, tarîkatın aslını değil, tatbikatını kolaylaştırmaya ve daha geniş kitleler tarafından devam ettirilebilir hâle getirmeye matuftur.
