Silsilesi

2.Hz. Selmân-ı Fârisî (r.a.)

Ebû Abdullah Selmân-ı Fârisî (r.a.), aslen İranlıdır. Eski ismi “Mâbih” olub, babası İran dehkanlarından “Bûd” yahud “Budahşan” isminde bir zât olup bulunduğu karyenin beyi, ağasıydı. Taraf-ı âli-i Risâletpenâhî (s.a.v.)’den kendisine “Selmânu’l-Hayr” lakabı bahşolunmuştur.

Selmân-ı Fârisî (r.a.), gençliğinde Mecûsî iken, dîn-i hak aşkı ile âba ve ecdadının dînini terk edip ibtida nasraniyyeti kabul etmiş ve O Nûr-ı Hidayet’e tabi’ olmak için refakatlerine dahil olduğu tacirlerin hıyânetleriyle köle olarak Medine Yahudîlerinden birine satılmışdı.

Süleyman Çelebi Merhumun: Kimde ki aşkın nişanı vardurur, Elbette ânı ma’şûka irdürür beyti mazmûnunca Hâtemu’n-nebiyyîn (s.a.v.) Efendimiz’in cemâl-i bâ-kemaliyle ve şeref-i dîn-i İslâm ile müşerref olarak, Hatem-i nübüvvete ağlayarak yüz sürmüşdü ve matlubuna kavuşmuşdu. İbn-i Sa‘d’in rivayetine göre Hadîs-i şerîfte: “Selmân’a doyasıya ilim verilmişdir.” buyurulmuşdur.

Kezâ Resûlullâh (s.a.v.): “Cennet üç kişiye yani, Ali, Ammar ve Selman’a müştakdır.” buyurmuşdur.

Hz. Alî (r.a.) onun hakkında: “Ulûm-i evvelini ve âhirini tahsil etmiş bitmez ve tükenmez bir bahirden, bizden, yani ehl-i Beyt-i Nübüvvetdendir.” diye buyurmuşdur.

Geceleri Resûlullâh (s.a.v.) ile tenhâca pek çok musâhabet eylerdi. Hicrî 35 senesinde Medayin’de valiyken rahmet-i Rahmân’a kavuşmuştur.

Kıymettar sözlerinden bazıları:

Mü’minin dünyada hâl ü şânı tabibi yanında bulunan bir hastanın hali gibidir ki, o tabib onun derdini ve devasını bildiği için muzır bir şey iştiha ettiğinde mani olup, eğer onu yersen helak olursun, der. Mü’min de birçok şeyleri arzu eder ki Hakk Te‘âlâ Hazretleri onu onlardan men’eder. Tâ ki, öldüğünde cennete idhâl eylesin.

(Hz. Mahmûd Sâmî Ramazânoğlu (k.s.), Ashab-ı Kiram, 126-145.s.)

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu