Velilerim Kubbelerim Altındadır

Allâhü Azîmü’ş-Şân “Velîlerim kubbelerim altındadır. Onu benden gayrisi bilmez.” diyor. Bir gün bir yere bir muhaddis (Vehb bin Münebbih) gelmiş, orada sohbet ediyor. Genç bir çocuk da paltosunu kafasına çekmiş, yan tarafta oturuyor. Yaşlı bir amca da genci ikaz ederek:
“Evlâdım bu muhaddis meşhur Vehb bin Münebbih’tir, bir daha bulamazsın gel istifâde et.” diyor.
“Amca işine bak” diyor. Biraz sonra ihtiyar dayanamıyor. Tekrar:
“Evlâdım bu Vehb bin Münebbih’tir. Büyük muhaddistir bir daha yolu buraya düşmez, şuradan istifâde et.”
“Ya amca sen işine bak” diyor çocuk. Adamcağız dayanamıyor üçüncü defa genci ikaz edince genç:
“Ben Vehb bin Münebbih’in Rabbinden dinliyorum.” Yaşlı amca:
“Vehb bin Münebbih’in Rabbinden mi?” deyince genç:
“Evet! Rabbinden” diyor. Yaşlı amca:
“Oğlum bu çok büyük bir iddiâ buna delil gerek.” deyince genç diyor ki:
“Vallahi bak amca senin Hızır (a.s.) olduğunu şurada herkese söylerim, senin yakanı paçanı koparırlar.” Hızır (a.s.):
“Yarabbi sen, velîlerin isimlerini vermiştin, bu çocuğun ismi yoktu” deyince Hakk Te’âlâ Hazretleri:
“O senin bildiklerin” buyuruyor.
Onun için Allah dostlarının kimler olduğunu yalnız Allah bilir. Hakîkî mü’minlik vasfını iktisâb edersek onu da elde etmiş oluruz. Uçmakla kaçmakla bir yere varılmaz. Kuş da uçuyor, balık da yüzüyor. Uçağa da binince 500 kişi havada gidiyor. Asıl iş hakîkî mü’min, müslüman olmak, Resûlullah (s.a.v.)’e ittibâ edip O’nun yolundan gitmektir. İşte sahâbenin hâli ortadadır. Hz. Sâmî (k.s.)’un hâli de ortada.




