Nefsin Islâhı İçin Beş Şart
Allah (C.C.) altı vâv-ı kasemle bildiriyor ki:
«Nefsini tezkiye eden muhakkak felaha dahil olmuştur.» (Eş Şems Sûresi, Âyet: 9)
Hemen müteakip ‘Ayet-i Kerîme’de de: «Ve muhakkak ki nefsini tezkiye edemeyen (temizleyemeyen) de hüsrana uğramıştır.» (Eş-Şems Sûresi, Âyet: 10)
Hal böyle olunca büyük cihad için çok çalışmaklığımız lâzımdır, önce kalbin hamdi olan zikrullah ile kalb aynası tozlan silinir, sonra zikir sadra intikal eder ve letaif-i hamse ile zikredilir, sonra da devrân-ı demle zikir hâli nefse intikâl ederek nefsin sıfatları tahavvüle başlar.
Kur’ân-ı Kerîm’de beyan edildiği üzere nefis altı kısımdır:
- Nefsi Emmare (Sûre-i Yusuf)
- Nefsi Levvame (Sûre-i Kıyâme)
- Nefsi Mülhime (Vav-ı kasemlerle Sûre-i Şems)
- Nefsi Mutmainne (Sûre-i El Fecr)
- Nefsi Mardiye (Sûre-i El Fecr)
Nefsin ilk üç sınıfı hitab-ı İlâhî’ye lâyık görülmemiştir. Ancak nefsi mutmainne, radiye ve mardiye makamları hitab-ı İlâhî’ye lâyık görülerek methedilmişlerdir.
Cenab-ı Hak âyet-i kerîmede:
«Ey Rabb’ına muti olan nefsi mutmainne, sahibine dön. Sen ondan razı, o da senden hoşnut. Kullarımın arasına gir, cennetime dahil ol.» (El-Fecr Sû. Âyet: 27-30) buyuruyor.
Cenab-ı Hak, mutmainne nefis sahiplerini de yerlerinde kalmayıp çalışarak radiye ve mardiye makamlarına yükselmeğe davet ediyor. O hâlde bizlerin de kul olarak nefsimizi tezkiye edip bu sıfatlara nail olabilmek için bazı şartlara riâyet ederek çalışmamız gerekir. Bu şartlar:
- Halâ-yı Batın (Az yemek, mideyi tam olarak, tıka basa doldurmamak.)
- Zikr-i daimiye devam etmek.
- Namazı, duayı ve diğer ibâdetleri huzur ve huşu ile edaya çalışmak.
- Geceleri teheccüde kalkmak.
- Salihlerle sohbet etmek.
Hz Mahmud Sami ve tasavvuf
Kaynak: Ma‘nevî Evlâdı Ömer Muhammed Öztürk’ün Sohbetleri



