Hz. Mahmud Sami ve Tasavvuf

Birinci Şart: Az Yiyip Oruca Devam Etmek

Mükerrem sıfatla halk olunan insanın kalbine, Cenab-ı Hak nazar eder. Onun için kalbin nurlanmasına çalışmamız lâzımdır. Hastalık nerede ise tedavi oradadır. Kalbin nurlanması ise kalb aynasının tozlarının silinmesiyle mümkün olur. Bu aynanın tozları ancak açlıkla silinebilir. Çok yemek ömrü uzatmaz, az yemek eceli yaklaştırmaz. Az yiyip oruç tutarak açlıktan istifade etmeğe çalışılmalıdır.

Hadîs-i Şerifte: «Devaların başı az yemektir.» buyruluyor.

Beş taifeye beş sual sordular, beşi de aynı cevabı verdiler:

Doktorlar: «Devaların en şifalısı az yemek ve açlıktır.» dediler.

Hikmet ehli: «İbâdete en çok yardımı olan şey az yemek ve açlıktır.» dediler.

Zahidler: «Zühdü en ziyade takviye eden az yemek ve açlıktır.» dediler.

Âlimler: «Hıfzı ilimde en faziletli şey az yemek ve açlıktır.» dediler.

Âmirler: «Taamların en lezzetlisi ve bunu idâme ettiren az yemek ve açlıktır.» dediler.

Bu yüzden nefis mutmainne oluncaya kadar az yemek, az uyumak ve az konuşmak lâzımdır. Nefis mutmainne olunca artık çok yemenin bir zararı olmaz. Yenen yemek kalbe nur olur.

Nefis mutmainne olunca aşılanmış ağaca benzer, verdiği meyveler tatlı olur. Aşılanmamış yabani ağaca verilen gıda ayıklanmamış tomurcuklara ve diğer yerlere gider, meyve tatsız olur.

Cenab-ı Hakk cümlemizi halâ-yı batının fezâilinden istifade eden kullarından eylesin âmin.

Hz Mahmud Sami ve tasavvuf

Kaynak: Ma‘nevî Evlâdı Ömer Muhammed Öztürk’ün Sohbetleri

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu