Hz. Mahmud Sami ve Tasavvuf

Dördüncü Şart: Teheccüde Kalkmak

Tezkiye-i nefsin dördüncü önemli şartı teheccüde kalkmaktır. Bütün mü’minler üzerine müekked sünnettir. Rasûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz için vacip hükmünde idi.

Âyet-i kerîme’de:

«Kullarım bana farzdan sonra en çok nafilelerle yaklaşırlar.» (İsrâ Sû. Âyet: 79) diye buyruluyor.

Yine Cenâb-ı Hakk (c.c.): «Onlar o kimselerdir ki, geceleyin namaz kılmak için yataklarından kalkarlar; Rablerine, azabımdan korkarak ve rahmetinden ümidvar olarak dua ederler.» (Secde Sû. Âyet 16) diye buyuruyor.

Sabah namazından velev ki yarım saat de olsa önce kalkıp teheccüd kılarak kalbin tasviyesine çalışmaklığımız lâzımdır. Geceleri teheccüde kalkmak müekked sünnettir. Nasıl ki öğle namazının ilk sünnetini cemaat kılıp farza durunca camiye gelen cemaat imama uyup farzı kılar ve sonradan ilk sünneti terk etmeyip hemen farzdan sonra kılarsa, geceleri teheccüde kalkmak da bu şekilde terki mümkün olmayan müekked sünnettir. Her mü’min devamla mükelleftir. Nitekim âyeti kerîmede: «Mü’minler teheccüde kalkarak Rablerini zikrederler.» buyruluyor. Orada eksik kalan uyku sabah namazından sonra telâfi edilebilir. Zaten nefis mutmainne oluncaya kadar az yemek, az uyumak ve az konuşmak lâzımdır. Ondan sonra yenen yemek vücuda nûr oluyor, uykuyu da Cenâb-ı Hak ibâdet sayıyor. Konuştuğu zaman da Hakk’ı söylediği için herkes istifade ediyor.

Hz Mahmud Sami ve tasavvuf

Kaynak: Ma‘nevî Evlâdı Ömer Muhammed Öztürk’ün Sohbetleri

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu